Thursday, April 14, 2022

Bir ben bir İrem

      

                Benim yorgunluklarımın hep benimle kaldığını sadece benim olduğunu sanıyordum. Meğer insanlarla paylaşabilirmişim de. Yük hafifletilebilecek bir şeymiş. Tek başına taşınmasına gerek yokmuş. Çoğu şey atlatılabilirmiş. Çoğu şeyin üstesinden gelinebilirmiş. Aslında savaşmakta olduğum şey zorluklar değil de kendi mücadelemmiş. Zorluklar için yaptığım mücadele beni yıpratmış. Bir insan kendi kendine bu kadar zarar veremez, kendi kendini bu kadar yoramaz demeyin, insan en çok kendine düşman. Mücadelem zedeledi beni, deşti yaralarımı. Öğrendiğimde zaman geçmişti evet ama bunun son olmadığının farkındayım artık. En azından bunu öğrettim İrem'e. Bir sürü ama bir sürü anıyı hata üstüne hata katarak yarattım ben. Geriye dönüp değiştirmek istediğim onlarca anım,eski tabirimle utançlarım var. Gerçekten zamanda geri dönüş olduğunda değiştirmek için sıraya koyduğum anılar dizim var. Ama bunu zaman geçtikten sonra anladım ki şu an bahsettiğim tüm anılarım o zamanın hatalarıydı. Şimdinin gülümse sebepleri. Eğer bugün bu yazıyı yazıyorsam o gün yaptığım hatalarım şekillendirdi bugünümü. Ha mutlu ya da gurur verici anım hiç olmadı mı tabi ki de oldu. Ama fark ettim ki şu an kendimden bahsederken ben hiç o anları kullanmıyorum veyahut üzerinde durmuyorum. Demek ki her bozuk işleyiş kötü değildir, yol her zaman düzelmek zorunda değildir. Zaten kendime belirlediğim bir doğru-yanlış, düzgün-yamuk, iyi-kötü tanımı yok. Genel hayat şartlarında yaşayan, genel hayat şartlarında gezen, genel hayat şartlarında genel hayat süren biriyim. Çok da abartıp bir ömrü keşkelere ayırmak istemiyorum.        

                Hani hani Athena ben böyleyim kendi yolumda derken çok da saaaapmamis. 

                Teşekkürler Athena bugünü de sana affettik.       Hoşça kalın olur mu?

Friday, March 18, 2022

kayboluş ama yok oluş değil

 

 



                     KAYIP HİS

                                    Pişmanlıklarla dolu bir hayat. Söylenmesi ve kabullenmesi ne kadar zor bir cümle değil mi? Ama ben hayatımın böyle olduğunu düşünüyorum. Ve artık bunun için üzülmüyorum. Çünkü kendimi çok yıprattım. Çok zorlandım. Artık nerden toparlayabilirim, nasıl kurtarabilirim diye bakıyorum olaylara. Öbür türlü ayağa kalkamıyorum. Başarmaya çalışıyorum bata çıka.

                                     Her kaybı olduktan sonra anlamak... Bana verilen en büyük ızdırap gibi. Hep içimde ukde kalıyor her şey. Olduramıyorum bir türlü. Belki kendimden çok şey beklediğimden belki de cidden yetersiz kaldığımdan. Sorularıma cevap arıyorum artık. Cevapsız kalan her soru büyüyüp önümde bir çığ olup yıkılıyor. 

                                     Çoğu şeyi hallettim ben. Çoğu şeyin üstesinden geldim. Güçlüyüm. Yüzleşiyorum. Yüzleştikçe, sorunlarımla baş başa kaldıkça, korkmadan cesurca söyldikçe, bağırıp kıyametleri kopardıkça, kendimi kandırmadıkça geliyorum kendime. Çözüyorum bağrımda takılı olan düğümleri.

                          

  Herkes farkındalıkla baş edemez. Ben edememiştim mesela. Yavaş yavaş oldu. Daha güzelleri olacak. 

       - Tamirci Çırağını dinledim Cem Karaca'dan çok güzeldi. Okuma bittikten sonra dinleyebileceğiniz nacizane önerim. Farkındalıklarınızla güzel savaşlar diliyorum.                                  

Thursday, March 3, 2022

black swan, am ı?




             Siyah Kuğu. Evet sanırım siyah kuğumu arıyorum. Ya da siyah kuğumu bulmaktan korkuyorum. Bulursam bunu nasıl açıklarım? Ben hep beyaz kuğu olmak zorunda değil miydim? En mükemmeli beyaz kuğuda olmayacak mıydı? Siyah kuğumu da aynı beyaz kuğum kadar gururla taşıyabilecek miydim? Korkmadan, delicesine ve en önemlisi kurallar çizgisinden çıkıp olması gerektiği gibi değil de hissettiğim gibi akar mıydı? Akıp gidebilir miydim yaşamda, delicesine hissedebilir miydim ruhumu, özümü, vücudumu, tenimi, duygularımı, ne istediğimi... Bir düzene hapsolmuşum, rahat değilim, her şey belirlenmiş bir çerçevede, olması gerektiği gibi daha doğrusu olmak zorundaymış gibi. Ritme kaptıramıyorum kendimi evet belki her şey iyi ama ruhsuz. Donuk. Duygudan yoksun.


            İçindeki kıvılcım hani nerde? Hani dolu dolu gözlerin, hani içten gülüşün, ya da buruk da olsa tebessümün. Beyaz kuğum esir aldı buraları. Kimse bu esarete bir dur demiyor, göremiyor ki esaret olduğunu. Başka türlü türlü isimler veriyor ama asla anlamıyor . Esaret olduğundan bihaber. Siyah kuğu bunu yaptığında her şey daha kolay olurdu çünkü 'çizgi'den çıkılmış olunurdu. O zaman herkes müdahale ederdi veya farkında olurdu en azından. Çünkü siyah kuğu bu. Kötü ve pis. Arzuların halk dilindeki hali.

          

             Kaçtıkça bir yere varamadığım, sürekli tosladığım siyah kuğum ve beyaz kuğumun arasındaki  kavgada kayboldum ben. Beyaz kuğumun kusursuz esaretinde hapsoldum. Orada güvenli ve en çok da özgüvenli hissediyorum. Ama mutsuzum. Mutsuz.


                  

                                                       Black Swan izleyin belki söylediklerim daha çok yatar kafanıza.

                       Siyah kuğunuza kulak verdiğiniz, beyaz kuğunuzu sorguladığınız bir gün olsun.


             

Sunday, January 2, 2022

Bitti mi dersin? Yoksa daha zamanımız var mı, bekleyeyim mi?







                                         Kafamı toparlamam lazım. Böyle uçlarda yaşayınca bütün duyguları, sert düşüyorsun yere işte. Farkına varıyorum yavaştan,o büyü bozuluyor git gide. İstemiyordum bunu, biraz daha Selanikler'de dolaşsaydım ne olurdu hani. Geldim tekrar dünyama, yüzleştim yine yalnızlığımla. Çok çabuk yaşamak istiyorum, bir dolu, sanki arkamdan kovalanıyormuşçasına, başka zamanım yokmuşçasına, yapmazsam bir daha hiç olmayacakmışçasına. Geç mi kaldım, boşluğu doldurmaya mı çalışıyorum, ne düşünüyorum, ne hissediyorum, ne istiyorum? İnsan bu dünyada en çok kendine yabancı, en zor duygu kendini tanımaya başlaması. 
                                          
                                          Uzaklaşayım diyorum, bunu kaç kere denedim ama. Olmuyor. Kaçarak bir yere varılmıyor. Dönüp duruyorsun sadece olduğun yerde. Sonra geri geliyorsun kürtçü dükkanı misali. Karşılaştığın manzara da aynı oluyor hatta belki de daha birikmişi, daha zoru, daha yorucusu.

                                           Üstüne git! Ama ne olur hayattan da geri kalma. Tattığın duygular bırak tadında kalsın, başka tatlara , duygulara da şans ver; korkma artık üzülmekten, kötü sonuçlar almaktan, belki de yara almaktan. Savaş stresinle, savaş yenilginle, savaş sonuçlarınla hem de en kötüleriyle. Seni sen yapan onlardı, bırak da öyle kalsınlar.

Saturday, January 1, 2022

TOROSLARI DELEYİM, AŞKINDAN ÖLEYİM.

 



                                   Şu sıralar selanikteyim. Evet yanlış duymadınız tam da oralarda geziyorum. Asla başka bir açıklaması olamaz yoksa bu ruh halimin. Resmen bu dünyada değilim. Ne ayaklarım yere basıyor ne aklım başımda. Öyle avare avare dolanıyorum her yerde. Müzikle yatıp müzikle kalkıyorum. Ve kimsenin benim kadar duygularından etkilediğini sanmıyorum. Dibine kadar yaşıyorum her şeyi. Durdurak bilmiyorum, azdan çoktan anlamıyorum. Ve fazla hayal kuruyorum sanırım. Yaşayamadıklarımı hatıramda yaşatmak çok acayip şey... Yaşanılınca da öyle etkili olmuyor biliyor musunuz? Hatıralarımdaki çok daha güzel, çok daha dinamik geliyor gözüme.

                                     Yaşamayı öğreneceğim, mücadeleyi, uğruna savaşmayı adım adım. Nasıl duygularımdan kaçmamayı öğrendiysem bunu da yapacağım. Kalben eğer şu sıralar beni görse teşekkür ederdi sanırım. Hep şöyleyim: 'Yalakanım Bebeğimmm'.









                                                              Herkes ruhuna sahip çıksın. Selaniklerde gezmeyin. Finaller var.

Friday, December 31, 2021

my own life, goodbye my sweet child, see u next time but don't forget to come back a few times. ı will be waiting for u with my hard emotions!



  


                                     Mutluyum a dostlar biliyor musunuz mutluyum, mutlu! Nedenini de hemen söyleyeyim size kaçmadım bu sefer. Kaçmadım işte ayaktayım tüm samimiyetimle karşınızdayım. Korkmadım kendimden, korkmadım duygularımdan, korkmadım yaşamaktan, nefes almaktan, var olmaktan, çekinmeden özgürce haykırmaktan. Sonra karşılığını da gördüm üstelik, bu beni ayrıca onure etti. Düşünsenize bu yaşınıza kadar yapamadığınız sürekli korkup kaçtığınız duygularınızla, düşüncelerinizle, utangaçlığınızla, çocukçuluğunuzla ve en önemlisi çocukluğunuzla yüzleşmişsiniz. Bir devri kapatmışsınız, bir döngüyü kırmışsınız ve sonu hüsran değil. Amanın yani amanın!:)

                                       Ha ne kadar sürer bu mutluluk bilemem ama şimdi bunları düşünmeyelim. Nasıl üzüntü ve keder yaşanılıyorsa ve yaşanılıp atlatılması gerekiyorsa mutluluk da dibine kadar yaşanmalı, yaşayacağım da hiç merak etmeyin siz. Depresif ruh halimle de tanıştım, düştüm de. Şimdi kalkma vakti biraz da ayaktaki hala dinamik olan hayata bakalım bir de onu deneyimleyelim bakalım. 

                      


                                         Arkaya açıyorum son ses müzik, yazıyorum aklımdan her geçeni. Burası benim dünyam, burası benim özgürlüğüm, burası her şeyiyle benim. En çok da bu duygu okşuyor gururumu. Şu an ganster paradise çalıyor, çok ayrıdır benim için bu şarkı vaktiniz olursa anlamını öğrendikten sonra son ses dinleyin mutlaka. Her duygunuzu enlerde yaşamınız dileğiyle, MUSMUTLU YILLAR DİLİYORUM. 

Monday, December 27, 2021

Arzularımdan bir demet, hayatta mısın hala?

 



                                Kendimi aşıyorum. Kendimi yeniyorum. Duygularımın esiri değilim artık. Hiç yapmayacağım daha doğrusu yapamaycağım dediğim şeyleri yapıyorum hatta. Direniyorum rezil olma ihtimaline rağmen. Rezil olmaktan da korkmamak istiyorum artık. İki gün sonra unutulacak şeyler için bir ömrü zehir etmek istemiyorum. Doya doya yaşamak istiyorum, kana kana içmek. Geç kalınmışlık olmasın artık. Geç kalınsa bile ne olacak ki? Deneyimleyip pişman olmak istiyorum mesela.Pişman olunacaksa öyle olunsun. Sürekli böyle olsaydı nasıl olurdu, şöyle yapsaydım ne derdi, ya bu gerçekleşmeseydi tarzı söylemlerden bir hayli yoruldum ve yaşayıp görmek istiyorum. Hayatıma devam edemiyorum yoksa bir yanım eksikmiş gibi geliyor, tamamlanmamış gibiyim. Avareyim, dönüp duruyorum yoluma bakamıyorum, aklım karmaşık dolanıyorum. 

                                  Soluklanmam lazım. Gözden geçirmem lazım. Dönüp uzun uzadıya bakıp incelemem lazım belki de. Bilmiyorum ama bir şeyler değişmeli artık. Hayatımda hiç böyle bir patlama noktasına gelmemiştim ben. Hiç bu kadar duygularımla başa çıkamadığım bir dönemim olmamıştı. Evet yine aynı hisleri hissettmiştim ama asla atağa geçememiştim. Hep umrumda değilmiş gibi takılıyordum sanki biri görüp de duygularımı yaşıyorum diye benimle alay edecekmiş gibi geliyordu sürekli. Hep korktum, bağıramadım, dizildi tüm sözcükler boğazıma ağladığımla kaldım hep ertesi gün yüzümde güller açarsına oyun oynarken. Hep mutlu olmak zorundaydım ben, hep en mükemmelini yapmak, hep en doğrusu olmak, toplumun çizdiği ama benim asla benimseyemediğim kurallara uymak, görünmez çizgiye sıkaca bağlanıp asla bırakmamak zorundaydım. Yoksa eleştirilirdim, benim yanlış yapmaya, düşmeye, çocuk olmaya, genç olmaya, bir beşer olmaya hakkım yokmuş gibi. Dediği gibi ol, dedikleri gibi yap, bunu şöyle koy, şunu şuraya. Koca bir bla bla gibi geliyor kulağıma artık. Eğer yanlışımdan dolayı ,ki bu kime göre yanlış neye göre yanlış, beni sevmeyeceklerse beni sürekli eleştireceklerse öyle davranmaya devam etsinler. Ben yoruldum. Pes. Siz alıştığınız gibi devam edin ben kendi yolumu yeniden kurmaya hazırlandım. Bu his bile beni şimdiden öyle heyecanlandırıyor ki anlatamam sizlere. Şimdiden yaşadığımı, nefes aldığımı hissediyorum. Kalbim atıyormuş ya iyisiyle kötüsüyle. Ama atıyor işte bak atıyor. Belki çok daha fazla üzüleceğim ve hayatımın darbesini yiyeceğim bilmiyorum ama üzülmek bile bir yaşam belirtisi benim için. Korkmaktan korkmuyorum. Düşeceksem düşeceğim hem de en dibe ama benim kararım olacak bu. Yaşamıma özgü bir şey olacak. Üzülmemek, korkmamak, yenilmemek, ağlamamak, rezil olmamak, insani olan ve asla insani olarak algılanmayan bu duyguları yaşamamak için bir köşede durup hayatın akışına karışmayacaksam ve ot gibi köşemde durup izleyici olacaksam eğer kalsın ben hepsini en derinden hissetmeye hazırım. Hepsi yaşamıma dahil. Sürekli bir iyi oluş halinden söz edemem zaten. Yoksa hayatı öğrenemeyeceğim, deneyim kazanamayacağım, güçlü duramaycağım hep geride kalacağım ve hep eksik, yarım hissedeceğim.

                                

Marka Etiketi Üzerine

                             Kendimize çektirdiğimiz işkencelerden notlar bırakmak istiyorum buraya. Sırf onay ve kabul almak için girdiğimi...